KARANLIKLA GÖZ GÖZE
Karanlık bazen bir geceden değil, uzun süren bir iç mevsimden doğar.
Son
zamanlarda içimde adı olmayan bir karanlık var. Onu tanımlamaya çalıştıkça
şekil değiştiriyor ama varlığı hiç kaybolmuyor. Günler geçiyor, hayat devam
ediyor. Bense içimde ağırlaşan bir zamanın içinde kalıyorum. Her şey donuk, her
şey mesafeli. Sanki içimde bir yer artık ışık almamaya karar vermiş gibi.
Kalabalıkların
içinde durabiliyorum. Konuşmaların arasında, seslerin ortasında. Ama bu
kalabalıklar içimde bir boşluğu doldurmuyor. İnsan aslında anlatmak istemediği
için değil de anlatamayacak hale geldiği için susar. Bir duygunun fazla gelmesi,
bir kez yanlış anlaşılması yetiyor. Sonra insan, kelimelerini korumak için
içine çekiyor. Bu da zamanla yalnızlığın başka bir türüne dönüşüyor.
Belirsizlik,
insanı içten içe tüketen bir şey. Nereye gittiğini bilmemek değil sadece, hareket edip etmediğinden bile emin olamamak. İçimde bir yol var ama yön hissi
yok. Harita duruyor ama işaretler silik... İlerliyor muyum, yoksa aynı yerde mi
dönüp duruyorum, ayırt edemiyorum. Bu kararsızlık insanın kendine duyduğu
güveni yavaş yavaş aşındırıyor.
Bazı
geceler tutunacak bir şey arıyorum. Anılara, seslere, tanıdık duygulara… Ama
her şey aynı etkiyi göstermiyor artık. Sevdiğim şarkılar bile bazen içime
ulaşmadan geri dönüyor. Karanlık alıştığımdan daha hızlı yayılıyor. Gözyaşı
geliyor ve ben onu durdurmaya çalışmıyorum. Çünkü o an, içimde biriken ve
kimseye ulaşamayan her şey kendine bir çıkış buluyor.
İyileşmenin
hemen olmadığını öğreniyorum. Bunun bir toparlanma meselesi değil, bir dayanma
hali olduğunu. Bazı günler hissetmek bile ağır. Yalnızlık her zaman tek başına
olmakla ilgili değil. Bazen insan en yakın olduğu yerde bile anlatacak bir
alan bulamıyor. Kelimeler içerde kaldıkça ağırlaşıyor, taşınması zor bir yüke
dönüşüyor.
Bu
satırları bir çözüme varmak için yazmadım. İçimdeki karanlık hâlâ burada ve ben
onun ne zaman hafifleyeceğini bilmiyorum. Ama artık kaçmıyorum. Ne yok etmeye
çalışıyorum ne de adlandırmaya. Sadece varlığıyla yaşamayı öğreniyorum. Kışın
tam ortasında, ışığın ne zaman döneceğini bilmeden, ama hâlâ bu yolu terk
etmemişken…
Bu
karanlık geçmese bile ben onun içinde yok olmamayı öğreniyorum. Hâlâ buradayım
ve bazen bu, anlatılabilecek her şeyden daha fazlası. Karanlığa rağmen… Bu
karanlıkta yok olmadım, kaybolmadım ama henüz kendimde de değilim. Yutulmadım
ama dağıldım. Silinmedim ama yerim kaydı. Ölmedim ama yaşamı da hissetmiyorum.
Bu
karanlık beni yutmadı ama beni benden ayırdı.
Yorumlar
Yorum Gönder