PENCERELER
İçeride olanlar bazen dışarıdan gelenle karışır. İnsan neyin nereden estiğini anlayamaz. Rüzgârı suçladığımız çok şey var. Halbuki bazı pencereler zaten açıktı. Büyümüş ama büyümeye direnen yüreğim bunu anlamadı. Ben de oturdum, ona bir masal anlattım... Bir varmış bir yokmuş, Zamanın birinde, kalabalıkların içinde yapayalnız bir kalp yaşarmış. Bu kalp kendini, içindeki sessiz bir oda yüzünden yalnızlıkla korumaya almış. Kimsenin bilmediği, kapısını kendisinin bile ne aralayabildiği ne kilit vurabildiği ne de yıkabildiği bir oda... Bu odada eski sesler yaşarmış. Yarım kalmış cümleler, zamanında söylenmemiş "kal"lar, duyulmamış hisler, terk edilmelerin gözyaşları... Bu kalbin kocaman bir de evreni varmış. Dışarıdan bakınca her şey yerli yerinde görünürmüş. Gökyüzünün parıltısı aynı, deniz ve dalga sesleri aynı, insanlar aynı, gülüşler aynı... Ama içeride, o odada, en küçük yankı bile duvarlara çarpıp büyür, kocaman bir gürültü olurmuş. Yalnızlık kalkanına rağmen bazen, ...