KOZADAN DÖKÜLENLER
"Bir gün, içimde birikenleri sakladığım kozamın artık dar geldiğini fark ettim ve bu blog o gün doğdu."
Evet, bir koza sadece bir koza değildir aslında. Öyle derin anlamlar ifade ediyor ki... İpek böceği bu kozayı kendini korumak ve dönüşümünü gerçekleştirmek için iplik şeklinde ürettiği ipeği kendi etrafına sararak oluşturur. İpek böceği tırtıl formundan kelebek formuna geçerken koza hem büyük bir değişime sahne olur hem de onun hassas yapısını korur. Ayrıca ipek böcekleri kozanın içerisindeyken dışarıdan tamamen izole olur. Sonrasında ise tüm organlarından tutun da şekline kadar her şeyiyle büyük bir değişim geçirir. Bu değişim ve dönüşüm sonunda kelebek kozasından çıkar. Ancak bu yazdığımız kadar kolay değil. Kelebek bu kozayı yırtmak için çok çaba harcar ve öğrenme süreci devam eder aslında. Kanat çırptıkça güçlenir kanatları ve sonra özgürce uçar.
İşte burası tam olarak benim kozamdan dökülenlerin başlangıcı sayılır. İnsanların da dönem dönem içe kapandığı, kendine döndüğü zamanlar yok mudur? Tam da öyle bir anda kendime bir koza ördüm. Kendimi dışarıdan korumamın ve tamamıyla yenilenmemin zamanı gelmişti. Öyle ki yazmadan yaşayamayacak gibi hissederken bir gün hiç yazamadığımı fark ettim. Düşünemiyordum. Hayat o kadar hızlanmıştı ki düşüncelerim aynı anda dönüyor, kafamı toparlamama engel oluyordu. Bu da bir şeyleri detaylıca düşünüp kaleme dökmeme engeldi. Ben de kendi kozamı ördüm, tazelendim, güçlendim.
Kozanın içinde geçirdiğim büyük değişimler sonrası artık bu kozaya sığamadığımı, kanatlarımı güçlendirip oradan çıkmam gerektiğini fark ettim. Dışarıda beni bekleyen bir yol ve günceme yazacak hisler vardı. Artık her şeyi ifade etmenin, dünyayla paylaşmanın ve gerçekten özgür hissetmenin zamanıydı çünkü.
Bu sayfada sizlerle herhangi bir konuda içimden geçenleri paylaşmak için varım. İçimde biriken yoğun duyguları paylaşmak bana dünyanın en güzel hissini yaşatıyor. Emin olabilirsiniz ki bu karşılıklı sohbetten bile daha iyi geliyor bana çünkü ben yazdığımda daha çok şey ifade edebiliyorum. Yazmak benim için derin bir nefes almak gibi aslında. Hani insanın içi daralır ya, bir iki soluk alırsınız rahatlayamazsınız ama şöyle derin bir nefes alıp verdikten sonra tamamen rahatlarsınız, işte tam olarak böyle. Karşılıklı sohbet etmek benim için nefes almak gibiydi. Yazmak da o beklenen derin nefesi alıp vermek gibi.
Beni tanımayanlar için bir ipucu: Gözlerim gökyüzünü hep iklimin renklerine göre okur; bir yandan da duygularımı yansıtan bir pusula gibidir.
Kelimelerle ördüğüm ipek yolumda, bir günce paylaşıyorum sizlerle. Bu, kozadan dökülmekle başlayan ve çok uzaklara giden bir özgürleşme hikâyesi... Bu satırlarda biraz kendimi biraz da sizi buluyorum. Siz kozanızda hangi hisleri saklıyorsunuz? Sizin de kozadan çıkıp içinizde saklı olan kelimelerle örmek istediğiniz bir yolunuz var mı? Eğer varsa, sizin yolunuzda da sizlerle buluşmayı çok isterim.
Tıpkı bir sonbahar yaprağının rüzgâra teslim oluşu gibi, kelimelerimi de buraya bırakıyorum. Çünkü her mevsim, her döngü bir yeniliği beraberinde getirir. Beni burada bulduğunuz için size çok teşekkür ederim.
Bu, İpek Yolu Güncesi'nin sadece başlangıcıydı. Kozadan dökülenlerle bu yol her zaman uzayıp gidecek. Bu blogda bazen duygularımı, bazen mevsimlerin getirdiği düşünceleri, bazen de anlık ilhamları paylaşacağım. Eğer aynı hisleri paylaşıyorsak, bir sonraki yazımda görüşmek üzere.

Yorumlar
Yorum Gönder